Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ayhan SOLAK

Yeraltından gelenler…

Ustanın bu dizelerini bugün bir kez daha okuyanlar, bakışlarını yeraltı madencilerine çeviriyor. Bugün dünyada sınır tanımaz sermaye, haklarını arayan her sesi bir “istikrar tehdidi” ilan ediyor. Fabrikayı kapatan değil, fabrika önünde toplanan suçlanıyor.

Hakkını isteyen değil, hakkını gasp eden aklanıyor. Bu korku ikliminde hak aramak başlı başına bir cesaret; hem de uçan kuşun kanadını kırmadan, sadece alın teriyle ve onuruyla dikilmek ayrı bir erdemdir. İşte yeraltı madencileri tam da bunu yaptı. Çünkü onlar gerçekten o kadar çokturlar. Metan gazıyla koyun koyuna, göçükle burun buruna; avucundaki kömür karasını ekmek parasına tahvil edenler…

Ve şimdi bu adamlar ayağa kalkmış, “Lütuf değil, kazanılmış haklarımızı istiyoruz” diyor. Siyasetin her şeyi “maden” ilan ettiği; zeytinliği taş ocağına, dağı asfalta çevirdiği bu rant devrinde; yeraltı madencisi o sahte makyajı silip atan gerçeğin ta kendisidir. Çünkü o karanlıkta tek bir ışığa inanır: Kendi fenerine ve yanındaki arkadaşının omzuna. Bu direnişin en büyük dersi şudur: Hiçbir camı kırmadan, hiçbir aracı yakmadan, kimsenin mülküne tek bir çizik dahi atmadan; yalana ortak olmadan ve hiçbir kirli odağın sopasına sarılmadan da kazanılır.

Emperyalizmin insanı robotlaştırmak için kurduğu o soğuk düzene karşı, yeraltından yükselen yalın ve temiz bir ses yetti. Çünkü o sistem her şeyi hesap eder; ancak yerin yedi kat altında pişerek çeliğe dönüşen o sarsılmaz kardeşliği hesap edemez. Hakkını namusuyla, onuruyla arayan her mücadele kazanır. Bugün bunu yeraltı madencileri bir kez daha kanıtladı.

Göğsünde “emekçinin yanındayız” rozeti taşıyanlar, o rozetin ağırlığı altında ezilip sahaya çıkamadı. “Sarı sendikalara karşı alternatif devrimci emek mücadelesi” nutukları atanlar, Ankara’nın ayazında, Kurtuluş Parkı’ndaki mücadele alanında görünmedi. Madenci, tüm bu içi boş unvanlara rağmen orada yalnız direndi, kendi kaderini kendi elleriyle yazdı ve kazandı. Bu zafer yalnızca kazanılmış hakların iadesi değil, insanın insana olan borcunun da hatırlatılmasıdır.

Ankara’nın göbeğinde, Kurtuluş Parkı’nda nasırlı elleriyle hakkını arayan buinsanlar; emek mücadelesinin en saf, en temiz ve en onurlu biçimini tarihe not düşürdüler. Onlara minnet borçluyuz. Çünkü onlar sadece kendi ekmeğini değil, bu topraklarda hâlâ adaletin mümkün olduğunu da kazandılar.

Bugün zaferlerini selamlıyoruz. Selam olsun yerin yedi kat dibinden onurunu çekip çıkaranlara; selam olsun şafağı Kurtuluş Parkı’nda zafere dönüştürenlere!

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir