Ana Sayfa Arama Galeri Video Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Ayhan SOLAK
Ayhan SOLAK

EŞİT AKIL, DİK DURUŞ VE BARIŞIN GERÇEK SAHİPLERİ

Daha da kolay olanı; dün emperyalizmin askeri  hamlelerine gerekçe üretenlerin, bugün bir gecede “barış meleği” kostümü giyerek karşımıza geçmesidir. Bu isimler, dayatılan her yeni figürü ve her siyasi kurguyu topluma “olmazsa olmaz” tek reçete gibi sunmayı kendilerine görev bilirler.
Ardından da bu dayatmaya, bu kurgulanmış fikre itiraz eden her bir yurttaşı, sorgulayan her bir aklı değersizleştirmeye çalışır; tıkandıkları yerde de sınır dışını, “dağı” gösterirler.
Çünkü kitlelerin aklını küçümsemek ve kendilerini barışın yegâne hâkimi ilan etmek, bu düşünce felaketçilerinin en kadim alışkanlığıdır.
Aklı lidere, iradeyi yöneticilere, geleceği ise küresel aktörlerin kapalı kapılar arkasındaki diplomasisine havale ettiğinizde geriye halk değil, sadece pasifize edilmiş bir kitle kalır.
Biz bu filmi defalarca izledik.
Bir dönem müdahaleciliğe “demokrasi” kılıfı giydirenler, bugün de Cengiz Çandar ve benzeri akıllarla, “Peki denildi, o hâlde susun.” diyerek toplumun sorgulama yetisini felç etmek istiyor. Kendilerini dokunulmaz birer akil adam, çizdikleri rotayı da tek kurtuluş yolu sayıyorlar.
Ama açıkça söyleyelim:
Kimse bize rota çizmeye, yön tayin etmeye kalkışmasın!
Bizim rotamızı masa başı mühendislikleri, manşetlerden savurgan fermanlar dağıtan düşünce felaketçileri değil; bu ülkenin emekçileri, halkın eşitlik ve bağımsızlık kararlılığı belirler.
Müfettişliğe Soyunan Siyasi Hafızasızlık
Bize “Size ne oluyor?” diye soranların dönüp önce kendi durdukları yere bakması gerekir:
Savaş uçakları Ortadoğu kentlerinin üzerine ölüm yağdırırken “demokratikleşme” analizi yapanlar, bugün barış müfettişliğine soyunamaz.
Bir ülkenin egemenliğinin yok edilmesini, sınırların kanla yeniden çizilmesini “jeopolitik zorunluluk” diye pazarlayanlar, bugün bu topraklara hakiki bir barış getiremez.
Dayatılan her figürü kutsayıp “Bu olmasa süreç yürümez.” diyerek topluma tek seçenek dayatanlar, barışın temsilcisi olamaz.
Çünkü bizim bildiğimiz barış; bombanın cinsine, dayatılan figürün kimliğine veya müdahalenin aktörüne göre şekil değiştirmez.
Sermayenin ve emperyalist vizyonların çıkarına hizmet eden bir “sessizlik” hâli, barış değil; ancak geçici bir boyun eğdirmedir.
Aşağıda Kalacağız, Sormaya Devam Edeceğiz
Kimse bize adres tarif etmeye, dağın yolunu göstermeye veya kendi çizdiği hizaya bizi sokmaya çalışmasın.
Bizim yerimiz de, durduğumuz hat da nettir:
Sokağın ortası, fabrikanın önü, tarlanın başı ve halkın yanı.
Biz ne bir fermanla harekete geçeriz ne de birilerinin “peki” demesiyle ya da sahte meleklik rolleriyle sorularımızı rafa kaldırırız.
Yine soracağız:
Bu sürecin sonunda emeğiyle yaşayan Türk, Kürt, Arap yurttaşın hayatında somut olarak ne değişecek?
Meselenin yalnızca kimlik ve aidiyet boyutunda değil, mevcut sömürü düzeni bakımından da bu halkın üzerindeki siyasal baskılar gerçekten azalacak mı?
Uluslararası emperyal güçlerin ve onların yerli işbirlikçisi burjuvazinin bu toprakları ve insanlarını iliklerine kadar sömürmesine son verilecek mi?
Yoksulluk ve güvencesizlik kıskacındaki kitlelerin sınıfsal ezilmişliği ortadan kalkacak mı, yoksa sadece sermayenin rahat hareket edeceği yeni bir pazar dengesi mi kurulacak?
Halkın refah payında, insanca yaşam koşullarında gerçek bir artış sağlanacak mı, yoksa yine bütün yük emekçinin sırtına mı yıkılacak?
Eğer bu soruların yanıtı yoksa; altı boş vaatlerle, buyurgan bir dille ve “beğenmiyorsanız gidin” kibriyle üstü kapatılmak istenen şey bir barış süreci değil, halktan gizlenen bir iktidar pazarlığıdır.
Siz kapalı kapılar arkasında “peki” demeye ve melek rolleri oynamaya devam edin.
Biz aşağıda; halkın arasında, eşitlik ve bağımsızlık temelinde gerçek barışı savunmaya ve hesap sormaya devam edeceğiz.Mevcut durum budur.Yani biri evet demiş diğeri hayır demiş;çok ta orada takılıp kalmanın bir mantığı yok.

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklamı Geç