Hiç eğip bükmeden, lafı dolandırmadan, herkesin anlayacağı bir yalınlıkla konuşmak zorundayız. Gündemimize boca edilen o süslü ambalajlı “çerçeve yasa” fotoğrafına net bakalım.
Öncelikle şu soruları kendimize sormak ve yanıtlarını haykırmak mecburiyetindeyiz:
• Bu yasa kimler tarafından hazırlandı, onaylanmak üzere kimin önüne kondu?
• Bu metin; ABD’nin ve emperyalist odakların bu coğrafyaya biçtiği, “BOP” adı altında Türk milletine dayatılan anlayışın son aşaması değil mi?
•”Barış” ve “kardeşlik” söylemiyle Türk milletinin önüne konan bu düzenleme; Cumhuriyeti tasfiye etmeyi, üniter devlet yapısını bozup bölgesel özerkliği amaçlayan açık bir tuzak değil mi?
• “Kısmi af” adı altında yapılmak istenen yumuşak geçiş; barış gibi görünse de iktidarı sürdürebilmek uğruna verilecek tavizlerin ilk basamağı değil midir?
İşin özü tam olarak budur!
Bir yanda otuza yakın belediye başkanı, yüzlerce belediye çalışanı, bürokratlar, milletvekilleri, gazeteciler, düşünürler ve sosyal medya kullanıcıları cezaevlerine doldurulmuşken; öte yanda bu yasayla “bahar havası” estirilmeye çalışılıyor. Bu yaman çelişki ortadayken kimse bize hangi demokrasiden, hangi hukuktan, hangi insan haklarından, hangi barıştan ve kardeşlikten söz ettiğini anlatmasın!
Bu tablo karşında hâlâ kafasını kuma gömenlere, “ama”lı “fakat”lı cümlelerin arkasına saklananlara ne demeli? Geldiğimiz bu duruma üzülmemek elde değil. Milletin büyük çoğunluğunun talebi karşısında “tarafsız olunmaz”, “ortada durulmaz”. Laf ebeliği bırakılacak, çıkıp açıkça “Ben bu milletin ve Cumhuriyetin tarafındayım!” denilecek.
Siyasi kaygılarla ve oy hesaplarıyla hareket edilemez. Unutmayın; tarihin doğru tarafında durursanız, kaybetmekten korktuğunuz o oylar zaten size yönelir. Kayıp gibi görünen dik duruş, aslında en büyük kazançtır.
Sokağa ve meydanlara inerek halka dokunan, umutsuz bir topluma umut aşılayan ve arkasına müthish bir dip dalgayı alan yeni partim; sakın ola ki “Yetmez ama evet” postuna bürünüp bu muhteşem ivmenin hızını kesmesin! Halkın o büyük umudu kolay oluşmuyor; onu koruyup kollamak gerekir. Eğer o umut bir kez kaybolursa, bir daha geri gelmez. Zaman az, iyi düşünmek ve bu umudu kalıcı kılmak şarttır.


YORUMLAR